Tüm Meksika’yı buluşturan çarşı: La Merced


09 Ağustos, 2020    Gezi



Çarşılar bir ülkenin hazineleridir. Yalnızca temel ihtiyaçların temin edildiği yerler değil binlerce yıllık kültürlerin de her gün yeniden üretildiği mekanlardır. Rengarenk ve hayat dolu çarşılar bir ülkeyi tanımak için de en mükemmel yerlerdir. Hayal bile edemeyeceğimiz şeylerle çarşılarda tanışırız. Onları görür, dokunur, koklar ve tadarız. Ülkelerin aynası olan bu mekanlar her kültürden insanları buluşturur.

Meksika denince akla Aztekler, Mayalar, tekila, mezkal, tako ve Mariaçiler (Mariachis) gelir. Bunların tümünü ve daha fazlasını bulabileceğiniz en önemli yer ise “La Merced”dir. Geniş bir tarihi alana yayılmış olan bu mahalle ülkenin en önemli çarşısıdır aynı zamanda. La Merced adıyla bir çarşı ve merkez hali de içinde barındıran mahalle aslında her sokağı ve binası on binlerce değişik ürün satan dükkanlarla doludur.

La Merced başkent Meksiko’nun tarihi merkezinde yer alır. Hemen “Zocalo Meydanı”ndan başlayarak şehrin doğu kısmına uzanır. Burası Amerika kıtasının en eski kurulu mahallesidir. Aztek İmparatorluğunun başkenti Tenochtitlan’nı oluşturan dört mahalleden biri de La Merced’tir.

Adı bugün yanından geçtiğinizde bile fark edemeyeceğiniz bir manastırdan gelmektedir. Bu yapı fetihten bir süre sonra 1600 yılı başında bölgedeki ticaret üzerinde kilise denetimi için kurulmuştur. Republica Uruguay ile Talavera sokağının kesiştiği noktada bulunmaktadır.

Tam ismiyle “Convento Nuestra Señora de la Merced” 1855-63 yılları arasında Meksika’da kiliseye karşı verilen sert laiklik mücadelesi sırasında büyük oranda yıkılmıştır. Ortasındaki avlu ve onu taşıyan kolonlar dışında bir orjinalliği kalmamıştır. 1932’de  tarihi eser statüsüne alındıktan sonra bazı restorasyonlar geçirerek günümüze ulaştırılmıştır.

Merced’te yapılar ve sokaklar çok geçtiğinden birini diğerinden ayırt etmek zordur. Ayrıca büüyk bir ticari merkez olduğundan bu mahalleyi günde üç milyon kişi ziyaret eder. İnsan trafiği ve ticaret Latin Amerika’nın bu en eski mahallesini anlamayı zorlaştırır. Aylarca burada yaşasanız bile mutlaka fark etmediğiniz birçok şeye kalır. Bu yüzden Merced her şeyin birbirine karıştığı bir hazine sandığı gibidir.

Manastırı ardınıza alıp Talavera boyunca iki sokak ilerleyince “Aguila” meydanına varırız. Önemsiz gibi görünen bu meydan Meksika’nın kuruluş efsanesine  ev sahipliği yapmaktadır. Efsaneye göre daha sonra Aztek İmparatorluğu biçimini alacak olan “Mexicas” (Nahuatl dilinde “Meşikas” olarak okunur) halkı kendine yerleşecek bir yer aramaktadır. Güneş ve savaş tanrıları “Huitzilopochtli” onlara Nopal(çok yenilen bir tür kaktüs) üzerine konmuş bir kartalla yılanın mücadele ettiği yerin vatan olacağını bildirir. Uzun bir yolculuk sonunda Mexica halkı tam bu meydanda müjdelenen manzarayla karşılaşırlar. Böylece muhteşem Aztek başkenti Tenochtitlan’ın kuruluşu başlar.

Aguila Meydanına gittiğinizde tarihi kahveci “Equis”e uğramayı unutmayın. Burada Küba, Türk, Arap, Meksika her türden kahve bulunur. Mutlaka bir kahve için.

Plaza Aguila’nın hemen paralelinden geçen Roldan sokağı yüz yıl önce bir kanaldı. Merced içinde mal taşımacılığı bu kanal üzerinden gerçekleşirdi. Bu sokağın devamındaki bazı kesimlerin halen bir kanal gibi zeminden aşağıda kaldığı görülebilir.

 

İşte bu noktalardan birinde kilisenin asırlar boyu tahıl vergisi aldığı bir çeşit gümrük binası “Casa de Alhondiga” bulunur. Buranın önündeki küçük köprünün altından geçen kanalda ürünler taşınmaktaydı.

Bir başka önemli fakat içinden geçtiğinizde fark edemeyeceğiniz meydan ise “Plaza Alonso Garcia Bravo”dur. Bu meydanda fetihten hemen sonra Meksika’nın sömürge tarihi boyunca yapılmış en güzel manastırı bulunuyordu. Özelliği Endülüs Arap stiline sahip olmasıydı. Fakat ne yazık ki Cumhuriyetin kuruluşundan sonra kilise ile girilen savaş sonrası 1860’larda yıkılmış. Meydana ismini veren Alonso Garcia Bravo fetihte yer almış İspanyol askerlerden biridir. Ancak meydana adının verilme nedeni kentin kuruluşundan sorumlu yönetici olmasıdır. Fetihten hemen sonra kentin planlanması ve yapılan binaların projeleri onun elinden çıkmıştır.

Bu meydanda ve meydanı çevreleyen pasajlarda insanı gülümseten bir görüntüyle karşılaşırsınız. Belki de birkaç bin kadın aynı anda manikür, pedikür, makyaj ve sayısız güzellik uygulaması için buradadır. Herkesin gözünün önünde gerçekleşen bu toplu güzellik ve bakım uygulamasına ben başka hiçbir yerde rastlamadım.

Meydanda bazı tarihi yapıların üzerine kat çıkıldığından artık görünmez hale gelmiş. Bunlardan biri de V. Carranza sokağı 6 numaradaki evdir. Sahipleri en az üç kuşaktır aynı evde yaşamaktadır. Meksikalıların yoksul ve soylu insanlar olduğunu ancak bu evlerin içine baktığınızda anlarsınız.

Gelelim La Merced Hali’ne (Central de Abasto). Burası bence Latin Amerika’nın hem en büyük hem de en çeşitli ürünün bulunduğu haldir. Derler ki eğer aradığınız şeyi La Merced'te bulamazsanız o şey hiç varolmamıştır. İçeride gezmek, türlü çeşit yiyeceklerin tadına varmak olağanüstü bir deneyimdir. Ayrıca Meksika’nın geleneksel müzik grupları Mariachi”lere bazen bu kalabalık içinde birden karşınıza çıkıverir. Tabi şansızsanız gaspçıların da önünüz kesme ihtimali hiç düşük değildir. Bu nedenle ailece gitmenizi tavsiye etmem. Üzerinize de çalınmasını istemeyeceğiniz şeyleri almasanız iyi olur.

La Merced 24 saat yaşayan bir mahalledir. Sabah beşte bile yollar kamyonlarla, mal getirip götürenle doludur. O saatte her çeşit yemek satanlar caddeyi boydan boya donatır.

 

Videolar






Latinamerikainfo | Copyright 2014 | Sitemizde Kullanılan Tüm Yazı ve İçerikler Özgür UYANIK'a aittir. İzinsiz ve İsim Belirtmeden Kullanılamaz. Tüm Hakları Saklıdır.