Akbabalar, Sendika Bürokrasisi ve Sol


01 Eylül, 2014    Haberler



Donnelley işçileri önceki pazartesi sabahı Buenos Aires banliyösündeki fabrikalarına vardıklarında bir sürprizle karşılaştılar: Fabrika kapısına asılan tabelada şirketin iflasını açıkladığı ve kesin kapanış verdiği yazıyordu. Dört yüzden fazla işçi ve aileleri öğleye doğru Panamerikan otobanını ulaşıma keserek şirketin komplosunu tüm ülkeye duyurdu. Daha sonra işçiler kapıları açarak fabrikaya el koydu ve eyalet Ticaret Mahkemesinin uzlaşma önerisini de reddetti.

 

 

Durum oldukça tuhaftı: ABD’li “RR. Donnelley & Sons Company” Basım şirketi geçen yıl Arjantin’de 208 milyon dolar ciro yapmıştı. Ülkede 22 yıldır faaliyet gösteren bu şirketin borcu da bulunmuyor. Peki bu ani iflas kararının ardında ne vardı? Bunu o hafta halka yaptığı konuşmada Başkan Cristina açıkladı: Donnelley’in ortağı Akbaba Fonlarının sahibi Paul Singer’di. Donnelley’in %70’i Paul Singer tarafından finanse edilen “BlackRock” adlı şirkete aitti. Yani Arjantin’e yasadışı borç çıkaran uluslararası finans çetesine.

Söz konusu şirket bir ay önce de 123 çalışanını işten çıkarmak istemiş, Çalışma Bakanlığı bu eylemi yasa dışı ilan ederek durdurmuştu. Her ne kadar Başkan Cristina “ülkede ekonomik karışıklık ve halkta korku yaratmayı hedefleyen” bu şirket yetkililerinin anti-terör yasasıyla yargılanacağını söylese de Arjantin bir kurumlar ve yasalar devleti. Ona yargı karar verecek. Üstelik ulusal vergi kurumu AFİP, işçilerin fabrikada sürdürdükleri üretimi durdurmalarını istedi. Zira şirket iflasını vermiş durumda.

Donnelley işçilerinin sınıfsal refleksindeki hız ve gerçekleştirdiği eylem, Türkiye ölçütünde bir devrim sayılabilir. Ama olay Latin Amerika’da özellikle de Arjantin’de geçince, gazete sayfalarında küçük bir haber kadar yer kaplıyor. Bu kuşkusuz kıtadaki sendikal mücadelenin gücü ve zengin tecrübesinden geliyor. Ancak kıtadasendikal mücadele asla düz bir çizgi izlememiş, hep paradoksal biçimde gelişmiş.

Bugün Arjantin’de egemen olan tek sendika sistemini Juan Domingo Peron kurmuş. Peron, henüz bir yüzbaşıyken, askeri ataşe olarak bulunduğu Mussolini İtalya’sında, “korporatizmi” tanımış ve daha sonra darbeyle iktidara geldiğinde aynısını kendi ülkesinde uygulamıştı. Yıllar içinde gelişerek Arjantin’de ana politik akım olacak Peronizmin en büyük mahareti de buradan, işçi sınıfını yönetebilme kapasitesinden gelecekti. General Peron,korporatizmi inşa edebilmek için ilk önce Komünist işçi liderlerini hapsedecek fakat sendikal özgürlükleri tek bir çatı altında olmak üzere genişletecekti. Bu sistem o kadar başarılı oldu ki Peron’un can düşmanları bile onu değiştirmeye yeltenmediler. Zira bu sistemde sendika bürokrasisi sayesinde bağımsız bir sınıf akımı gelişememekte, sınıf hareketi daima sistem içinde kalmakta ve patronlar aslında hep tanıdıkları adamlarla pazarlık yapmaktaydı. Tek sendika sisteminde dışarıdan bir sızma da yıllarca mümkün olmadı. Bunun 1973 faşist darbesi öncesi tek istisnası, devrimci işçi lideriAgustin Tosco’nun enerji sektöründeki “Luz y Fuerza”nın başına seçilmesiydi ki bu sendika bağımsız biçimde örgütlenmişti. Bugün ise bu istisnaya başkent metrosundaki bağımsız sendika örnek verilebilir ama hala aslında kurumsal bir garantisi yok.

Bu tek sendika sistemi, işçi sınıfının denetimini getirirken paradoksal biçimde güçlü bir sendika bürokrasisi yaratıyor. Söz konusu bürokrasi, iktidarın bir ayağını oluşturuyor ve çalışanlar lehine çok kuvvetli pazarlıklar yapıyor. Bu bürokratlar siyasal dengeleri kullanmakta da çok becerikliler. Örneğin yüz milyonlarca dolar serveti olduğu söylenen kamyon sendikası lideri Hugo Moyano, 1990’larda özelleştirmelere karşı bu merkez sendikacılığını bölen güçtü. Bugünkü iktidara karşı sağ cephenin en büyük kozu da yine o. Birkaç ay içinde iki genel grevi başarılı biçimde örgütledi.

Arjantin’de son yıllarda sol,sendika bürokrasisini kırmaya ve merkezde de önemli mevziler almaya başladı. Bu durum, iktidar dışındaki sol politikanın giderek emekçilerin ekonomik mücadelesine eklemlenmesine yol açıyor vehalkçı-milli bir iktidar olma iddiasını sürdüren Cristina Kirchner yönetiminin, karşısındaki cepheyle hareket etme sonucunu doğuruyor. Komünist Parti,  bu hatayı 1950’de Peron’a karşı işlemişti ve tamamen gayrı-milli bir konuma düşerek kitleden dışlanmıştı. Şimdi troçkist sol,aynı yolda ilerliyor.

 

 

http://www.tekgida.org.tr/Oku/9395/Akbabalar-Sendika-Burokrasisi-Ve-Sol http://www.aydinlikgazete.com/dunya/akbabalar-sendika-burokrasisi-ve-sol-h50725.html

Videolar





Yazılar

50 yıl sonra Allende: Bizi teğet geçen bir yıldızın yörüngesi
Bir siyasi hareket asla tek bir şahsın kişilik özellikleri ya da yeteneklerine indirgenemez ama Fidel Castro örneğinde olduğu gibi hareketin tüm özellikleri mükemmel biçimde tek bir kişide cisimleşebilir. Yahut da bu muhtevayı iyi biçimde kavramış ısrarcı bir liderlik hareketin kaderiyle bütünleşebilir. Fakat unutmamak gerekir ki “momentum” önemlidir. Hareketin liderle buluştuğu an kaderde belirleyicidir.
Amerika'nın en büyük düşmanı: Çirkin, kötü, Meksikalı
Hollywood neden hep Daniel Trejo'yu öldürüyor?
Herkesin aşık olduğu İpanema Kızı kimdi?
Saf aşkın ve Rio’nun simgeliğinden Playboy kızlığına: Kimse görmediği halde, duyan herkesin aşık olduğu İpanema Kızı (Garota de Ipanema) kimdi?
Venezuela: “Zafer ya da Propaganda” işte bütün mesele bu!
Bolivarcı yönetim içindeki kırılmalar ve Maduro yönetiminin geleceği
Kolomb fantezisi
Amerika kıtasıyla ilgili yalan yanlış bir çok yazı çıkıyor.* Kelli felli adamlar hiç bilmedikleri bu kıta ve hareketleri hakkında atıp tutmayı seviyorlar. Görüyorum sesimi çıkarmıyorum. Ama aşağıda eklediğim yazı okura Kolomb ve Amerika’daki hareketler üzerinden tarih dersi vermeye kalktığından bir şeyler yazmadan duramadım. (önce bu yazıyı https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2020/06/11/olumunden-500-yil-sonra-kristof-kolombun-cenaze-toreni-tarihe-olum/?fbclid=IwAR1AcEtC72R-6zfOZ0Uq2lZiIqoFmGbx_9Y1fXsJJXEtqim0mMPg92Cn3ds okumanızı, sonra benim notuma bakmanızı öneririm)
Tanrı ile konuşan şair: Ernesto Cardenal
Nikaragualı devrimci lider, şair ve din adamı Ernesto Cardenal, 95. yaşında öldü. 'Şiir gerçeği söylemenin tek yolu' diyen Cardenal'ın emperyaliz­mi eleştiren belgesel tadındaki 'Hora Cero / Saat Sıfır' şiiri, başkaldırı edebiyatının başyapıtları arasındadır.
Arjantin’den Türkiye’ye çözülemeyen İran düğümü
Yeni yılın ilk günü Netflix (Amerika kıtasında) iyi bir gazetecilik örneği sayılabilecek bir belgesel yayınladı: Orijinal adı “Nisman: The Prosecutor, the President and the Spy” olan bu belgesel 18 Ocak 2015 günü ölü bulunan Arjantinli savcı Alberto Nisman olayını anlatıyor.

Latinamerikainfo | Copyright 2014 | Sitemizde Kullanılan Tüm Yazı ve İçerikler Özgür UYANIK'a aittir. İzinsiz ve İsim Belirtmeden Kullanılamaz. Tüm Hakları Saklıdır.