13 Ağustos, 2015 Haberler
Fidel Castro, politikada ısrarı, kararlılığı, doğru zamanlama ve elindeki imkanları en uygun biçimde seferber etme gibi her aşamada sıra dışı liderlik özellikleri gösterdi. Dinamizmini elli yıl kesintisiz sürdürdü. ABD’yle nükleer bir savaşa girecek kadar korkusuz ve devrimin tüm Latin Amerika’ya yayılması için her türlü çabayı gösterecek kadar ısrarcıydı. Olağanüstü bir hatip, karizmatik bir lider ve CIA’nın altı yüz küsür suikastinden kurtulacak kadar şanslıydı.
Fidel Castro Ruz, 13 Ağustos 1926’da Birán, Holguin, Küba’da doğdu. Okuma yazması olmayan bir çiftçi çocuğu olduğu halde önce Santiago’da Cizvit okulunda sonra da Havana’daki Belen Kolejinde eğitim gördü. Başarılı bir öğrenci ve ödüllü bir sporcuydu. 1945’te Havana Üniversitesine girdi. Hukuk eğitimi aldı. Aynı yıllarda politik mücadeleye adımını attı. Üniversite Öğrencileri Federasyonu delegesi olarak Kolombiya’ya 9. Amerikalılar arası Konferans’a gitti. Orada bulunduğu sırada Kolombiya’da iç savaşı başlatan kanlı Bogota olaylarına tanıklık etti.

(Fidel'in doğduğu ev)
1950’de mezun oldu. 1952’de Ortodoks Parti’nin desteğiyle bağımsız milletvekili adayı oldu. ancak bu seçimler Batista’nın darbesiyle iptal edildi. Batista diktatörlüğü ülkede silahlı isyanının koşullarını oluşturdu. 26 temmuz 1953’te, Fidel Castro’nun da liderlik ettiği, farklı gruplardan oluşan bir cephe, halkı silahlandırmak amacıyla Moncada Kışlasına bir saldırı gerçekleştirdi. Şans eseri öldürülmeden yakalandı. Hapiste “Tarih Beni haklı Çıkaracaktır” adlı ünlü savunmasını kaleme aldı. 22 ay sonra çıkan genel afla sürgüne ABD’ye gönderildi. Buradan Meksika’ya geçen Fidel hızla yeni ayaklanma için hazırlıklara başladı.

(Moncada Kışlası baskını sonrası hapislikten çıkış)
Meksika’da henüz yenilgiye uğrayan Guatemala Devriminin deneyimine sahip bir grubu toparladı. Guatemala’da Arbenz’in Ulusal Demokratik Devrimi ABD’nin örgütlediği bir istilayla ezilmişti. İçlerinde Ernesto Guevara’nın bulunduğu grubun bu deneyimden yola çıkarak ideolojik çizgisi çok netti: Devrim güçlü bir silahlı hareket olmaksızın gerçekleştirilemezdi. Fidel Castro komutasında 82 devrimci 2 Aralık 1956’da Küba’daki efsanevi gerilla mücadelesini başlatmak üzere yola çıktı.

(Meksika'da tutuklu kaldıkları koğuştan tahliye oluş anları. Che, Fidel'den iki gün sonra bırakılmıştı.)
Dağlarda örgütledikleri 800 silahlı adamla Batista’nın 70 bin askere sahip ordusuna direndiler. Fidel’in sürekli ilerleme yönündeki emirleri neticesinde çok hızlı sonuca ulaştılar. 1 Ocak 1959’da başkent Havana’ya girmişlerdi.

(Batista Diktatörlüğüne karşı Sierra Maestra dağlarında savaşırken)


(Santa Clara'yı sürpriz bir şekilde ele geçiren Che Havana'nın yolunu açımıştı)

(Havana'ya halkın desteğiyle girkleri sırada)
50 yıl sonra Allende: Bizi teğet geçen bir yıldızın yörüngesi
Amerika'nın en büyük düşmanı: Çirkin, kötü, Meksikalı
Herkesin aşık olduğu İpanema Kızı kimdi?
Venezuela: “Zafer ya da Propaganda” işte bütün mesele bu!
Kolomb fantezisi
Tanrı ile konuşan şair: Ernesto Cardenal
Arjantin’den Türkiye’ye çözülemeyen İran düğümü
0 YORUM