09 Ağustos, 2015 Haberler

Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla beliren yeni sol enternasyonalizminin adresi, adını varoşlarıyla ünlü bir Brezilya kentinden alan Sao Paulo Forumu’nun(SPF) yirmi birincisi Meksika’nın başkentinde gerçekleşti.
90’lı yıllarda, turuncu devrimlerin mucidi Soros Vakfının ve liberal solun büyük oranda etkisini hissettirdiği SPF gayet “medyatikti”. “Gökkuşakçı Sol” her fırsatta kimsenin anlamadığı bu bileşime göndermeler yapıyordu. Fakat 2000’lerin sonuna doğru liberal hurafelerden kendini kurtaran SPF bu kesimlerin kullandığı bir platform olmaktan çıktı.
Gerçek şu ki SPF uzun bir mücadele dönemi sonrası devrimci bir çizgiye oturdu. 2000’li yıllarda iktidara gelen Latin Amerika Solu kaçınılmaz biçimde antiemperyalist politikaları benimsedi. Tabi bunda Küba Devriminin tarihsel, Venezuela Devriminin ve Başkan Chávez’in politik, Brezilya’da İşçi Partisi iktidarında Başkan Lula’nın pratik ve Arjantin’de Kirchner’lerin millici politikalarının etkisi büyük.
Bu yıl 25 yaşına basan SPF, emperyalizmin karşı saldırısını derinleştirdiği günümüzde, solun ilerlemesine birliği korumaya hizmet ederek katkıda bulundu.
25 yıl önce kurulduğunda iktidarda olan tek forum üyesi Küba Komünist Partisi’yken bugün SPF üyesi partiler Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Ekvador, El Salvador, Nikaragua, Uruguay ve Venezuela’da iktidardalar. SPF bu anlamda bir “sol iktidarlar” örgütü. Latin Sol’u neredeyse on beş yıldır Latin Amerika bölgesinde hiç seçim kaybetmedi. Bu anlamda tüm sosyalistler açısından çok önemli tecrübeleri temsil ediyorlar.
Sonuç Bildirgesi
Bu yıl gerçekleşen SPF, Venezuela Devlet Başkanı “Comandante” Hugo Chávez’in Foruma aşıladığı antiemperyalist çizgiye tam anlamıyla oturmuş görünüyor. Meksika’da gerçekleşen 21. SPF’nin Sonuç Deklarasyonu’nda Sola verilen ilk mesajda “başlıca düşmanımızın emperyalizm olduğu konusunda net olmamız gerekiyor” deniyor.
Ulusal ve bölgesel birliğin önemine vurgu yapılan deklarasyonda “emperyalist güçlerin ideolojik ve ekonomik nüfuz etmesine karşı, bağımsızlığımızın öncülerinin ideallerine sadık olduğunu hisseden kadınlar ve erkekler omuz omuza bir kolon olmalıdırlar” uyarısında bulunuluyor.
SPF Deklarasyonu’nun kuşkusuz en çarpıcı kısımlarından biri “sosyal örgütleri emperyalizmin politik nüfuzu konusunda uyarıyor” olması. SPF, özellikle seçim dönemine giren Latin Amerika bölgesinde sol hareketleri “demokratik ya da ekonomik” sebeplerle emperyalizmin çıkarlarına uygun hareket etmemeye çağırıyor.
Bildirgede, Ukrayna’dan Suriye’ye Ön Asya’daki tüm çatışmalar “ABD’nin kendi hegemonyasını devam ettirmek ve güçlendirmek için yeniden biçimlendirdiği dünya jeopolitiğinin bir ifadesi” olarak mahkum ediliyor. Üstelik “Ukrayna krizinde ise Putin Hükümeti sınırdaki askeri varlığını güçlendirerek, saldırgan ve yayılmacı askeri organizasyon olan NATO’nun provokasyonuna karşı durmuştur” denilerek, çok net biçimde Rusya’nın bu cephedeki duruşu destekleniyor. Hatta Rusya’ya yönelik batılı ambargonun, Putin yönetimince gıda alımını kesme biçimindeki ambargoyla karşılanmasıyla, Latin Amerika’yla Rusya arasında yeni bir dayanışma olanağı sağladığının altı çiziliyor.
Yunanistan krizinde “AB çatısı altında birlik ve dayanışma” olmadığının görüldüğü belirtilen bildirgede ayrıca “Emperyalizmin ve neoliberal kapitalizmin güçleri olan, uluslararası bankaların çokuluslu girişimleri ve şirketlerinin özellikle ormanlar, denizler ve su kaynaklarını kontrol etme amaçlı politikaları sosyo-çevresel çatışmayı ortaya çıkarmakta; beş kıtadaki köylü ve yerli halkın, sistematik olarak toprak ve kültür değerlerine saldırmaktadır” tespitinde bulunuluyor.
50 yıl sonra Allende: Bizi teğet geçen bir yıldızın yörüngesi
Amerika'nın en büyük düşmanı: Çirkin, kötü, Meksikalı
Herkesin aşık olduğu İpanema Kızı kimdi?
Venezuela: “Zafer ya da Propaganda” işte bütün mesele bu!
Kolomb fantezisi
Tanrı ile konuşan şair: Ernesto Cardenal
Arjantin’den Türkiye’ye çözülemeyen İran düğümü
0 YORUM