23 Mart, 2016 Haberler

2009 krizini Çin’le ticaret hacmini büyüterek aşan Latin Amerika ekonomileri özellikle petrol fiyatlarındaki düşmeyle birlikte büyük kayıplara uğradı. Çin’de büyüme rakamlarının düşmesiyle de en önemli ortağı zayıflayan Latin Amerika’nın devleri Brezilya, Venezuela ve Arjantin’de üretimde büyük düşüşler yaşandı. Bunun sonucu para değerlerinde kayıp ve enflasyon oldu. Sonuçta işşizlik arttı ve kişi başına düşen gelirde, harcamalarda ve tasarruflarda gerileme gerçekleşti.
Birleşmiş Milletlere bağlı Karayip ve Latin Amerika Ekonomik Komisyonu, CEPAL’in son verilerine göre 2015 yılında Latin Amerika bölgesinde yoksul sayısı 168 milyondan 175 milyona çıktı. 2015 rakamlarına göre Latin Amerika’da yoksulluk nüfusun %29,2’sini kapsarken, mutlak yoksulluk oranı %12,4 yani 75 milyon kişi olarak tespit edildi. CEPAL verilerine göre yoksulluk oranının en çok arttığı ülkeler Venezuela, Guatemala ve Honduras .
Yoksulluk rakamındaki bu hızlı artışın yoğun genç nüfus barındıran Brezilya ekonomisindeki düşüşten kaynaklandığı anlaşılıyor. Brezilya 200 milyonu aşan nüfusuyla tek başına Latin Amerika’nın üçte birini, Güney Amerika’nın da neredeyse yarısını temsil ediyor.
Brezilya ekonomisi asıl olarak tarım ve hammadde ihracatı üzerine kurulu. Ayrıca gelişmiş bir sanayiye sahip olan bu ülke ekonomisi, her nedense, geniş iç pazarına rağmen hiçbir dönemde kayda değer büyüme rakamları göstermedi. Fakat yine de İşçi Partisi iktidarında belli bir büyüme istikrarı yakalamış durumdaydı. Çin ekonomisindeki gerileme ve Avrupa pazarının daralması Brezilya’yı sarstı. Brezilya ekonomisi 2015’te %3 küçüldü. İhracat geliri %20 azaldı. Otomobil üretimi %15, toplam sanayi üretimi %25 azaldı. Geçen yıl Brezilya Ulusal Para birimi Real %36 devalüe edilirken, Merkez bankası faiz oranını %10’dan %14,25’e çıkardı.
CEPAL’den yapılan açıklamaya göre Latin Amerika ekonomilerindeki yavaşlama önümüzdeki dönemde yoksulluk rakamlarında daha fazla artışa neden olacak. Bunu engellemenin yolları öncelikle sosyal gelişmede yatıyor. Daha fazla nitelikli iş ve emekçi yaratılmalı. Bu da eğitime çok daha fazla yatırım yapılması anlamına geliyor. Ayrıca sadece asgari ücretlerde değil sosyal harcamalarda artış gerekli. Çalışanların hakları ve sosyal güvenlik sistemi iyileştirilmeli. Oysa giderek güçlenen sağcı yönetimlerin ajandasında bu başlıkların hiç biri yok. Onlar borçlanarak büyüme ve yabancı yatırımcı hayali üzerine kurulu bir ekonomi projesine sahip.
50 yıl sonra Allende: Bizi teğet geçen bir yıldızın yörüngesi
Amerika'nın en büyük düşmanı: Çirkin, kötü, Meksikalı
Herkesin aşık olduğu İpanema Kızı kimdi?
Venezuela: “Zafer ya da Propaganda” işte bütün mesele bu!
Kolomb fantezisi
Tanrı ile konuşan şair: Ernesto Cardenal
Arjantin’den Türkiye’ye çözülemeyen İran düğümü
0 YORUM