Yuvarlanan Taşlar'ın Altında Kalanlar


29 Mart, 2016    Haberler



Ertuğrul Özkök, Mick Jagger’in “akıcı İspanyolcasını” hemen anlamış. Jagger “Bizim şarkılarımız bu ülkede yasaktı” demiş. Zaten Rolling Stones dünyadaki “son duvarı” yıkmış. Papa da gelmiş, daha ne olsun!

Hafta sonu Rolling Stones, Küba Başkenti Havana’da bir konser verdi. Grubun ve solisti Mick Jagger’in müzik kariyeri bu konseri önemli kılıyordu. Adaya 61 konteynır malzeme taşıyan bu müzik organizasyonu ayrıca önemliydi. 500 bin Kübalı “ücretsiz” verilen bu konseri keyifle izlediler. Üç hafta önce bir tekno DJ grubu olan Major Lazer’i dinlemeye de yarım milyon Kübalı gelmişti. Dışarıdaki dinleyicilerle Rolling Stones konseri daha fazla katılımcı çekti. Ancak bunun Kübalıların her tür etkinliği yüz binler halinde sokakta yapma alışkanlığının bir sonucu olduğunu görmek gerekiyor.

Mick Jagger konserinin harcamaları Curaçao adlı Hollanda sömürgesi bir Karayip adasına kayıtlı bir vakıf olan “Fundashon Bon Intenshon” tarafından karşılandı. Vakıf, United Trust isimli “finans hizmeti” veren bir Hollanda şirketine bağlı. Bu “iyi niyet” vakfı hayır olsun diye Küba’da sadece bu konsere için 6 milyon Avro harcamış bulunuyor.

(Konseri finanse eden vakıf bir Hollanda sömürgesi olan Curaçao adasına kayıtlı. Curaçao Venezuela karasuları içinde olan ama Hollanda egemenliğinde bulunan iki büyük adadan biri)

ABD Dışişlerine bağlı, Batı Yarımküre İşlerinden Sorumlu Sekreterlik, sivil Küba toplumundan genç liderler yaratmak için 800 bin dolarlık bir program açıkladı. Üstelik bu, Obama’nın geçen hafta Küba’da “ABD’nin Küba’yı değişime zorlamaya ne niyeti ne de kapasitesi var” sözlerinin üzerinden üç gün geçtikten sonra gerçekleşti.

(Obama, Küba başkenti Havana'daki Devrim Meydanı'nda)

Obama Küba’dan Arjantin’e geçti. Burada ABD’nin ilk afro-amerikan başkanı ana akım medyaya şöyle diyordu “ABD karşıtlığı, başarısız bir sistemin kendi açıklarını gizlemek için bir bahaneydi. Şimdi bu bahaneyi ellerinden alıyoruz ve artık bu sistemin açıkları daha iyi görülecektir”. Sanki Küba, 60 yıldır ortada hiç neden yokken, kendi ekonomisini sabote etmişti. Bugün Suriye’de olduğu gibi, karşı devrimcilerden ordular kurup Küba’yı istila etmeye kalkan kimdi? Tüm Latin Amerika’da faşist darbeleri ve iç savaşları destekleyen kimdi peki? Obama, Havana’daki Büyük Tiyatro’da özür dilemek yerine “geçmişi geride bırakmanın zamanıdır” demeyi tercih etmişti. Özkök, ondan daha yüzsüz biçimde ABD’nin Küba etrafına ördüğü duvarı sosyalizme mal etmeye kalkıyor.

 

Küba yarım asırdan fazla süredir 160 mil uzaktan ABD’ye direniyor. Yapayalnız kaldığı doksanlarda bile ABD bu direnişi kıramadı. Eğer bir duvar varsa ABD’nin Küba’ya ilaç girişini bile engelleyen ambargosudur. Küba insan gücünün niteliğini artırarak bütün zorlukları aştı. 1999’da Chávez’in Venezuela’da iktidara gelişiyle Latin Amerika’nın her yerinde ortaya çıkan sol yönetimlerle dayanışma halinde Küba dünyaya bağlandı. Öyle ki sonunda kıtanın en büyük Devletler Örgütü CELAC’dan ABD tecrit edildi. Özkök aslında Küba’nın açılış törenini kaçıralı çok oluyor. Küba CELAC’ın ikinci zirvesine 2014’te başkanlık ettiğinde bu gerçekleşmişti. Washington bu gerçeği fark ettiği için hızla ilişki geliştirme yolunu seçti.

Özkök, yazısında din klişesine sarılmayı da ihmal etmemiş. Daha önce üç defa Papa tarafından ziyaret edilen Küba’ya sanki ilk kez bir Papa gelmiş gibi bahsetmiş. Küba tanıyan herkes bu halkın dünyanın herhangi bir yerindeki toplum kadar din inancı olduğunu bilir. Öyle ki ulusal kahramanları olan Jose Marti bile “havari” sıfatıyla tanımlanır Komünist Parti yayın organlarında. Ada tarihinde din ile iktidar arasında bir çatışma hiç olmamış.

(Papa Francisco, 2015 yılında Fidel Castro'yu evinde ziyaret etti.)

 

(Papa Juan Paul II, 1998'te Havana'da)

 

(Papa Ratzinger, 2008'de Küba'da)

Küba dünyanın müzik açısından en zengin toprağıdır belki de. Bu ada, Amerika-Avrupa-Afrika arasında bir durak olmanın verdiği avantajla kıtaların müziğine beşik olmuştur. Burada herkes müzik yapar ya da dans eder. Bu onlar için nefes almak kadar normaldir. Sosyalist Küba’da müzik dahil herhangi bir sanat ürünü üzerinde bir yasak kaydı hiçbir zaman olmadı. Zaten Rolling Stones’ın Küba’da yasak olduğunu dünyada bir tek Ertuğrul Özkök iddia ediyor. Mick Jagger, Havana’daki konserde tam olarak “yıllar önce Küba’da bizim müziğimizi dinlemek zordu” dedi. Evet zordu, zira Kübalıların Rolling Stones’a ödeyecek paraları yoktu. Ayrıca Küba’da müzik o kadar zengin ki piyasa müziğine ihtiyaçları da yok.

(Özkök Küba'da "duvarları yıkarken")

Anlaşılan Özkök, Türkiye’de kendine “özgürlükçü” bir imaj yaratmak için Küba’da duvarlar yıkıyor. Biri onu uyarmalı: Batı bloğu soğuk savaş söylemi olan “özgür dünya” propagandasını bırakalı yıllar oldu. Üstelik medya dünyasında bit pazarına nur yağmıyor. Ne kadar yamasa da giydiği emperyalizm gömleği üzerinde sırıtıyor.

Bugün Küba’ya emperyalist saldırının bir aracı olan Mick Jagger bile bir zamanlar Vietnam savaşına karşı şarkılar söylüyordu. Sahi, Özkök hayatında hiç ABD karşıtı bir şarkı bile söylemiş midir?

 

 

Videolar





Yazılar

50 yıl sonra Allende: Bizi teğet geçen bir yıldızın yörüngesi
Bir siyasi hareket asla tek bir şahsın kişilik özellikleri ya da yeteneklerine indirgenemez ama Fidel Castro örneğinde olduğu gibi hareketin tüm özellikleri mükemmel biçimde tek bir kişide cisimleşebilir. Yahut da bu muhtevayı iyi biçimde kavramış ısrarcı bir liderlik hareketin kaderiyle bütünleşebilir. Fakat unutmamak gerekir ki “momentum” önemlidir. Hareketin liderle buluştuğu an kaderde belirleyicidir.
Amerika'nın en büyük düşmanı: Çirkin, kötü, Meksikalı
Hollywood neden hep Daniel Trejo'yu öldürüyor?
Herkesin aşık olduğu İpanema Kızı kimdi?
Saf aşkın ve Rio’nun simgeliğinden Playboy kızlığına: Kimse görmediği halde, duyan herkesin aşık olduğu İpanema Kızı (Garota de Ipanema) kimdi?
Venezuela: “Zafer ya da Propaganda” işte bütün mesele bu!
Bolivarcı yönetim içindeki kırılmalar ve Maduro yönetiminin geleceği
Kolomb fantezisi
Amerika kıtasıyla ilgili yalan yanlış bir çok yazı çıkıyor.* Kelli felli adamlar hiç bilmedikleri bu kıta ve hareketleri hakkında atıp tutmayı seviyorlar. Görüyorum sesimi çıkarmıyorum. Ama aşağıda eklediğim yazı okura Kolomb ve Amerika’daki hareketler üzerinden tarih dersi vermeye kalktığından bir şeyler yazmadan duramadım. (önce bu yazıyı https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2020/06/11/olumunden-500-yil-sonra-kristof-kolombun-cenaze-toreni-tarihe-olum/?fbclid=IwAR1AcEtC72R-6zfOZ0Uq2lZiIqoFmGbx_9Y1fXsJJXEtqim0mMPg92Cn3ds okumanızı, sonra benim notuma bakmanızı öneririm)
Tanrı ile konuşan şair: Ernesto Cardenal
Nikaragualı devrimci lider, şair ve din adamı Ernesto Cardenal, 95. yaşında öldü. 'Şiir gerçeği söylemenin tek yolu' diyen Cardenal'ın emperyaliz­mi eleştiren belgesel tadındaki 'Hora Cero / Saat Sıfır' şiiri, başkaldırı edebiyatının başyapıtları arasındadır.
Arjantin’den Türkiye’ye çözülemeyen İran düğümü
Yeni yılın ilk günü Netflix (Amerika kıtasında) iyi bir gazetecilik örneği sayılabilecek bir belgesel yayınladı: Orijinal adı “Nisman: The Prosecutor, the President and the Spy” olan bu belgesel 18 Ocak 2015 günü ölü bulunan Arjantinli savcı Alberto Nisman olayını anlatıyor.

Latinamerikainfo | Copyright 2014 | Sitemizde Kullanılan Tüm Yazı ve İçerikler Özgür UYANIK'a aittir. İzinsiz ve İsim Belirtmeden Kullanılamaz. Tüm Hakları Saklıdır.