21 Temmuz, 2014 Yazılar

Cumartesi günü, Nikaragua başkenti Managua’daki “İnanç Meydanı”nda, yüz binler 35. yılını dolduran Sandinist Devrimin zaferini kutlamak için toplandı. Devrimi zafere ulaştıran Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi(FSLN) lideri ve devlet başkanı Daniel Ortega’ya Genelkurmay Başkanı Julio César Avilés eşlik ediyordu.
Orgeneral Avilés, Somoza diktatörlüğüne karşı savaşa 1976 yılında katılmıştı. 19 Temmuz 1979’da başkent Managua’yı ele geçiren Kuzey Cephesinin sade bir gerillasıydı. Devrimden bir ay sonra kurulan Sandinist Halk Ordusu’nun ilk subaylarındandı: 15 Temmuz 1980’de teğmen rütbesi aldı. Seksenli yıllarda ABD’nin kontrgerilla ordusuna karşı savaştı. Küba’daki Antonio Maceo Askeri Okulunda kazandığı formasyonla “Düzensiz Mücadele Birlikleri(BLI)”nin en önemli komutanları arasına girdi.
Nikaragua Devrimi, uzun süren bir diktatörlüğün parçaladığı sosyal ve siyasal yapıyı “ulusal kurtuluş” temelinde devrimci bir mücadele için birleştirme üzerine çok zengin derslerle doludur. Altmışların başında kurulan FSLN’nin birinci ilkesi Augusto Cesar Sandino’nun başlattığı ulusal bağımsızlık mücadelesine sadakat oldu. Latin Amerika’da zafer kazanan diğer devrimci mücadeleler nasıl adlarını ulusal mücadele önderlerinden aldıysa (Venezuela’da Bolivar, Küba’da Marti gibi) onlar da Sandino’nun bayrağı altında birleştiler.
Bir başka önemli etken din adamlarının mücadeleye katkısıydı. Bu nedenle birçok Hıristiyan Katolik rahip diktatörlük tarafından katledildi. Ernesto Cardenal gibi edebiyatçı, şair rahipler Halk Cephesinin gerilla birliklerini gezerek onlara moral ve umut aşılayan söylevler veriyordu. Hıristiyanlığın sosyalist bir yorumu olan bu yapı bugün halen FSLN’nin ideolojik söyleminin parçası olarak süregelmektedir.
Ve eklemek gerek: Nikaragua Devrimi de Küba Devrimi gibi bir kadro hareketiydi. Tomas Borge’nin savaşçı liderliği, Eden Pastora’nın askeri dehası, yüzlerce Arjantinli devrimcinin katılımı ve Küba’nın en değerli asker ve istihbaratçıları olmasaydı “Nihai Taarruz” 19 Temmuz 1979’da sonuca ulaşmayabilirdi.
Elli yıllık Somoza diktatörlüğünü yıktılar ve ABD’yi ülkeden kovdular. On yıl boyunca ABD’nin kontrgerilla ordusunun kirli savaşına göğüs gerdiler. Orta Amerika’nın en güçlü ordusunu kurdular ve düşmanı tekrar yenilgiye uğrattılar. Fakat savaş ülkeyi yıkıma uğratmıştı. Birkaç milyon nüfuslu ülkede altmış beş bin kişi çatışmalarda öldü, ülke on milyarlarca dolar ekonomik zarar gördü. Sandinistler 1990’daki seçim yenilgisini kabul ederek liberallere bıraktılar. Tarihte ilk kez silahlı bir devrim yoluyla iktidara gelen bir güç seçimle gidiyordu.
Doksanlı yıllar neoliberalizmin ülkeye girişine ve Sandinistlerin en güçlü olduğu Silahlı Kuvvetlerde büyük bir tasfiyeye sahne oldu. Buna rağmen Orgeneral Avilés gibi önemli Sandinist kadrolar yerlerini korumayı başardı. Bir başka gerilla kökenli Sandinist, şimdiki devlet başkan yardımcısı Omar Halleslevens, 2005-2010 döneminde Genelkurmay başkanlığı yaptı.
Nikaragua’nın yüksek yönetimi, devrimin birikimini taşıyor: Savaş ve siyaset tecrübesi, örgütlenme becerisiyle Ortega 2007’den bu yana rekor bir halk desteğiyle ülkeyi yönetiyor. Önceki hafta Putin’i ağırlayan Ortega’yı cumartesi günkü kutlamada Venezuela, Küba, El Salvador devlet başkanları yalnız bırakmadı. Nikaragua’da önümüzdeki Aralık ayında okyanuslar arası kanal inşaatı başlıyor. Proje iki yüz bin personelle kırk milyar dolara mal olacak. 2019’da bittiğinde ABD’nin iki asırlık okyanus egemenliği de sona erecek. İşte Nikaragua’nın yeni yüzyılı o zaman başlayacak.
İğrenç bir komplo!
Venezuela’da parlamentodan sonra partiler rejimi de sona eriyor
Nobel’in ardındaki “Zürafa” öldü
Bolivya'da darbe bitmiyor
Ve sonunda Bolsonaro da maskeyi taktı (Kısa bir süreliğine de olsa)
“Sıfır Numaralı” Komutan’a Veda
Maduro’yu Kızıl Bereli Burjuvalar mı devirecek?
0 YORUM