28 Temmuz, 2014 Yazılar

Venezuela’da seksenlerin ortasından doksanların sonuna kadar süren neoliberal dönemde geniş halk kitleleri açlıkla boğuşurken yabancı(ve onların yerli ortakları) başta petrol olmak üzere ülke kaynaklarını yağmalıyordu. Diğer Karayip kentleri gibi, korsan istilalarından korunmak için iki dağ sırası arasına kurulan başkent Caracas, bu neoliberal yağmanın merkezi olmaktan kurtulamadı. Yoksullar tepelerde derme çatma kulübelerde hayatta kalma savaşı verirken kentin ortasında dünyanın en çirkin ve en kullanışsız, devasa yapıları yükseliyordu. Bugün Venezuelalıların mücadele ettikleri sosyal adaletsizliğin zeminini oluşturan çarpık kentleşme ülkeye pervasızca giren vahşi kapitalizmin eseriydi.
1985’de yapımına başlanılan Davud Kulesi -gökdeleni- Venezuela’nın üçüncü, kıtanın yedinci en yüksek binası olarak bu çirkin sistemin mükemmel bir sembolüydü. Ardı ardına gelen ekonomik krizler ve finansörü Venezuelalı banker David Brillembourg’un 1993’te ABD’de kanserden ölümü, gökdelenin yapımının 1994’te durmasına yol açtı. Buna rağmen 45 katlı gökdelenin 190 metre yüksekliğindeki A kulesi tamamlandı. Fakat hiçbir ihtiyaca karşılık gelmeyen bu çirkin yapının işler hale gelmesi için bile milyonlarca dolar gerekiyordu. Binanın camları, tesisatı, demir aksamları dökülüyordu.
Latin Amerika’nın en temel sorunu olan barınma ihtiyacı Caracas’taki yoksul aileleri bu harabeye yönlendirdi. Dünyanın en büyük gecekondusunda binlerce insan hayat kurdu. 2007 yılına kadar gökdelende neredeyse iki bin oda doldu. Bu tarihten itibaren hükümet binaya yeni yerleşimi durdurdu. “Komün Konseyi” bina yönetimini devraldı. Sosyalizmin temeli olarak Venezuela Anayasasında güçlü bir yere sahip olan Halk Meclisleri ve Komün Meclisleri, Davud Kulesindeki hayatı örgütledi. Yaşamaya ve güvenliğe aykırı olanları boşaltılınca 1200 oda kaldı. 22. kata Ulusal Muhafız Karakolu kurularak bina güvenliği sağlandı. Aileler yalnızca elektrik, su gibi ihtiyaçlarını değil tüm yaşamsal sorunlarını çözebilecekleri bir yönetime kavuştular.
1980’lerden 2000’e kıtadaki tüm toplumsal dengelerini altüst eden neoliberalizmin sonucuydu bu dengesizlik. Bizde gecekondu mahalleleri kurulurken insanlar köylerini örnek alır. Latin Amerika’da halkın örnek alabileceği bir köyü, kökü, toprağı yoktur. Binlercesi bir araya gelir ve genellikle bataklık gibi terk edilmiş alanları işgal eder; karton, asbest, taş ne bulursa; gücü-bilgisi neye yeterse ondan yapar evini. Venezuela’da “rancho”, Brezilya’da “favela”, Arjantin’de “villa”, Şili’de “callampa”, El Salvador’da “tugurio”, Kolombiya’da “comuna” ya da genelde kıtada “cerro”, “barrio” denen yerler bu nedenle bizdeki gecekonduya benzemez.
Son on yılın solcu, ulusçu-sosyalist yönetimleri neoliberalizmin yıkıntılarından geriye kalan bu yerleri yaşanılır kılmakta çok yol aldı. Bataklıklar kurutuldu. Kanalizasyon, su, elektrik, okul, hastane hizmetleri sağlandı. Buradaki ailelere iş, işsizlik maaşı; çocuklara süt, protein ve gıda desteği sağlandı. Evlerini yeniden inşa etmeleri için ailelere malzeme verildi. Okuma-yazma seferberlikleri, büyük çaplı sağlık taramaları yapıldı. Neoliberalizmin virane ettiği hayatlar onarıldı ve yeniden kuruldu.
Geçen yılın verilerine göre kıta nüfusunun yaklaşık %39’u bu yoksul mahallerinde yaşıyor. Söz konusu oran 2000 yılında %62 civarındaydı. 2002’den bu yana Latin Amerika’da yoksulluk ortalama %25 azaldı. Sadece 2011’den 2012’ye yoksulluk Venezuela’da %5,6, Ekvador’da %3,1, Brezilya’da %2,3, Kolombiya’da %2,7, Peru’da %2 ve Arjantin’de %2,4 oranında düştü. (CEPAL 2013)
“Comandante” Chavéz’in başlattığı “Venezuela Büyük Barınma Misyonu” çerçevesinde Bolivarcı yönetim son üç yılda kıtasal bir rekor kırarak 600 bin aileyi ev sahibi yaptı. Geçen hafta Bolivarcı yönetim Davud Kulesinde yaşayan dört bin kişiyi aşamalı biçimde bu evlere taşımaya başladı. İnsanlar kendilerine ait yeni evlere taşınmaktan memnun. Fakat genelde herkes orada kurulan “komünal” hayatı özleyeceğini söylüyor. Davud Kulesi ise büyük ihtimalle yıkılacak.
İğrenç bir komplo!
Venezuela’da parlamentodan sonra partiler rejimi de sona eriyor
Nobel’in ardındaki “Zürafa” öldü
Bolivya'da darbe bitmiyor
Ve sonunda Bolsonaro da maskeyi taktı (Kısa bir süreliğine de olsa)
“Sıfır Numaralı” Komutan’a Veda
Maduro’yu Kızıl Bereli Burjuvalar mı devirecek?
0 YORUM