17 Kasım, 2014 Yazılar

Bir Ülkenin Gerçeği Nedir?
Venezuela kırlarının duru, lirik sesi Cecilia Todd, “El Sapo” isimli şarkısında yarbay olmak isteyen bir kurbağadan bahseder. Yarbay olmak için her şeye sahip olduğunu düşünen bu kurbağaya göre tek kusuru köşeli kaya gibi bir kafası olmasıdır. Venezuela halk kültürünün en güzel örneklerinden olan bu eser, şarkıcının 20. Yüzyılın en iyi 100 albümü içine girmiş olan, “Pajarillo Verde”de yer almaktadır. Cecilia Todd, Venezuela’yı başkent Caracas’tan ibaret sananların anlayamayacağı bir dünyadan seslenir.
Bir ülkenin, bir halkın gerçeği nasıl tanımlanır? Bana göre bir ülkenin gerçeği onun gerçek değerleri üzerinden tanımlanır ki bu devrimcilerin çıtayı yükselttiği yerdedir. Bir ülkenin gerçekliğini belirleyen, o ülkede yazılmış en iyi şiir, yapılmış en büyük eylem ve o halkın gerçekleştirdiği en büyük umuttur.
Geçenlerde bir iş adamıyla sohbet ediyorduk: Venezuela başkentinde bulunmuş. Kaldığı otelin karşısındaki şirkete silahlı korumalarla geçtiğinden bahsediyordu. Bazı istatistiklere göre dünyada en fazla cinayet işlenen kentti Caracas. Ona göre Venezuelalılar çok uyuşturucu ve alkol tüketen kişilerdi. Üstelik aile olgusu da çok zayıftı. Bürokrasi sorun çözme kabiliyetinden yoksun ve yolsuzluk içindeydi vs.
O iş adamı da istatistikler gibi bir milletin gerçekliğini rakamlara indirgemişti. Fakat bilmediği çok şey vardı: Eğer herhangi bir akşamüstü, kaldığı otelin birkaç sokak ötesindeki, Sabana Grande Bulvarına ya da Bolivar Caddesine doğru yürümüş olsaydı, orada kilometre uzunluğunda çift sıra kurulu masalarda yüzlerce Venezuelalının satranç oynadığını görebilirdi. Belki de, yer bulmak için binlerce Caracaslının sırada beklediği bu satranç masalarından Rom’un ve Küba purosunun eksik olmadığını fark edip şaşıracaktı. Hatta orada, darbe günü bir milyon Venezuelalıyı örgütleyip başkanlık sarayını kuşatarak Başkan Chavez’i kurtaran birkaç halk önderini de görebilirdi. Onlar orada, o meydanda satranç oynadıkları sürece devrimin yenilmeyeceğini anlayabilirdi.
Belki bir Pazar günü bir klasik müzik konserine gitmeye yeltenseydi, salonların doluluğu karşısında şaşıracaktı. Üç bin seyirci kapasiteli Teresa Carreño salonunda bile yer bulamayacak, bir milyon klasik müzik öğrencisi olan Venezuela’da gecekondularda bile piyano olduğunu, orada öğrenecekti.
Dış ticaretle ilgilenen, yolsuzluğa bulaşmış dar bürokratlar yerine, yüz binlerin örgütlü olduğu Komün Konseylerini ziyaret etseydi Venezuela’da bir halk demokrasisi olduğunu anlayabilirdi. Orada bir halkın büyük bir aile olduğunu tecrübe edebilirdi.
Kısacası “el sapo”nun tek kusuru kafası olsaydı belki yarbay olabilirdi.
İğrenç bir komplo!
Venezuela’da parlamentodan sonra partiler rejimi de sona eriyor
Nobel’in ardındaki “Zürafa” öldü
Bolivya'da darbe bitmiyor
Ve sonunda Bolsonaro da maskeyi taktı (Kısa bir süreliğine de olsa)
“Sıfır Numaralı” Komutan’a Veda
Maduro’yu Kızıl Bereli Burjuvalar mı devirecek?
0 YORUM