03 Ağustos, 2014 Yazılar

Bugünlerde gülmek biz Türklere zulmü hatırlatsa da Arjantin’de gülmek de, bir şeye kızıp caddenin trafiğini kesmek de serbesttir. Sayısı ne olursa olsun protestocular kaldırımdan yürümez.
Arjantinli besteci-yorumcu Leòn Gieco’nun bir şarkısı var “Kültür gülmektir her yerde kendini belli eden/..bir annede, bir arkadaşta ya da çiçekte bulunabilir/ ya da bir emekçinin nasırlaşmış ellerine sığınır..”. Arjantin devlet televizyonlarının en sık çaldığı bu şarkı bize halkının gülümsemesinden korkmayan bir düzeni hatırlatır.
Bugünlerde gülmek biz Türklere zulmü hatırlatsa da Arjantin’de gülmek de, bir şeye kızıp caddenin trafiğini kesmek de serbesttir. Sayısı ne olursa olsun protestocular kaldırımdan yürümez. Sendikasız değil işçiye, kapıcıya bile rastlanmaz. Grevler hükümet kararnameleriyle “ertelenmez”. Biz sosyalistler buna demokrasi diyoruz; emekçilerin hayatı durdurabildiği ve gereğinde insanların yolları işgal edebildiği bir düzen. Çünkü insanlığı ilerleten en büyük güçtür dayanışma. Arabalar, makineler, çimento ya da asfalt değil!
Oysa on yıl öncesine kadar Arjantin de insanları neoliberal hükümetler sokaklarda kurşuna diziyordu. Çünkü kapalı kapılar ardında akbabalarla yaptıkları anlaşmaların ortaya çıkmasını istemiyorlardı. Şimdi halkçı yönetim onların satıp savurduğu ulusal değerleri geri kazanıyor. Ulaştırmadan enerjiye dev kamulaştırmalar yapılıyor ve akbabalarla hiçbir anlaşmaya imza atılmıyor. Demokrasi; halkın alın terinin uluslararası haraç çetelerine karşı savunulmasıdır.
Son on yılın (Nestor ve Cristina) Kirchner hükümetleri 240 milyar dolar borç ödedi. 2012’den bu yana dört yüz bin aileyi daha ev sahibi yaptı(her biri otoparklı, bahçeli, insan haysiyetine yakışır müstakil evlerden bahsediyoruz). En önemlisi, bunları tek kuruş dış borç almadan gerçekleştirdi. Neoliberalizmin yıktığı bir büyük ülkeye değerlerini yeniden kazandırdı: Arjantin Havayollarını ve REPSOL’un eline geçmiş Arjantin Devlet Petrol Şirketi YPF’yi geri aldılar. Ülkeye üçüncü nükleer santrali kazandırdılar. Arjantin nükleer teknolojisini tamamen kendi üretiyor. Kanser aşısı dahil kendi ilacını yapıyor. Dünyanın en büyük tarım ve et ihraççısı ülkeleri arasında. Sayılı kendine yeter ekonomiye sahip ülkelerden biri.
Bunlar çok sıkı bir finans ve dış ticaret politikası sonucunda gerçekleşti. Dört yıldır döviz çapaya bağlı. Döviz çıkışı tamamen devlet denetiminde. Ekonomi spekülatif etkilerden korunuyor. Arjantin bir federasyon olmasına rağmen idare biçimi Türkiye’den çok daha üniter. Belediyelerin borç alma yetkisi hemen hemen yok. Bu nedenle her yıl kaldırımlar sökülmüyor, yandaşa ihale nedir pek bilinmiyor.
Arjantin elbette bir kapitalist ülkedir ama halkçı bir düzende işleyen bir kapitalizmdir bu. Bir ailenin ortalama aylık elektrik ve gaz harcaması toplamı on dolara denk düşer. Arjantin’de bir tüketim ekonomisi yoktur. Bankaların limitsiz kredi kartları dağıttığı, insanların borçla yaşadığı bir sistem yoktur. Her bir emekçi, birikim yapabilme olanağına sahiptir. On yıl çalışmış bir işçi mutlaka ev sahibi olur. Son çıkan yasayla hükümet halkın ev yapması için büyük çaplı arazileri kamulaştırma yetkisi aldı. Ülkede 300 bin kooperatifte yüz binlerce kişi “patronsuz” üretim yapıyor. Hükümet bu kooperatiflere çok ciddi kredi ve makine desteği sağlıyor.
Geçen hafta Hürriyet, Arjantin’in iflasını ilan ediyor ve başkan Cristina’nın resminin üzerine “Acı Son” diye başlık atıyordu. Cristina aynı gün halkına yaptığı konuşmada “eğer o anlaşmayı imzalasaydım beni kraliçe ilan ederlerdi” diyor. Akbabaların artıklarıyla beslenenler, Arjantin’e çok bozuluyor. Dengeli bir kamu ekonomisi, barış içinde bir toplum, halkına karşı sorumlu politikacılar onları rahatsız ediyor.
Liberaller güya “söz hakkı”na önem verir. Öyleyse neden hiçbir liberal, medya tekellerinin tüm frekansları yüzlerce radyo-tv ile işgal etmesine söz etmez? Arjantin’de büyük medya tekellerinin frekansları işgal etmesi Medya Yasasıyla engellenmiştir. Frekanslar halkın sözcülüğünü yapan örgüt, dernek, sendika ve kooperatif gibi sosyal kurumlara ücretsiz tahsil edilmiştir.
Arjantin’de eğitim ve sağlık parasızdır. Tüm çocuklar okullarında iki öğün yemek yer. Bu devletin bir sorumluluğudur. Kreşler açmak ve çocuklara günlük bakım ve koruma sağlamak da. Arjantinli çocuklar ve kadınlar özgürdürler: Gülerler ve sokaklar onlarındır.
İğrenç bir komplo!
Venezuela’da parlamentodan sonra partiler rejimi de sona eriyor
Nobel’in ardındaki “Zürafa” öldü
Bolivya'da darbe bitmiyor
Ve sonunda Bolsonaro da maskeyi taktı (Kısa bir süreliğine de olsa)
“Sıfır Numaralı” Komutan’a Veda
Maduro’yu Kızıl Bereli Burjuvalar mı devirecek?
0 YORUM